KARA LİSTE KAPSAMINDA OLANLAR
Başbakanlık Eski Müsteşarı Öntaç Düzgün “KARA LİSTE” Kapsamında!!!
Kırk Haramilere özenmiş olacak ki devlet hazinelerinin yerinde yeller esiyor!!!
ÖNTAÇ DÜZGÜN’ÜN HAYALİ HELLİM İHRACATI...VURGUN SOYGUN VE SAHTEKARLIĞIN....AÇILIMI!!!
Düzgün kardeşler yıllar önce sahipsiz bir plaja kurdukları barikatla halktan izinsiz biletsiz giriş ücreti topaldıkları bir anda polis tarafından enselenerek hapse atılırlar. O gündür bugündür Düzgün kardeşlerin intikam hırsı her fırsatta körüklenmektedir. Deli Dumrul hikayesinden esinlenerek bu oyuna geldiklerini nasıl unutabilirler! Üstelik yıllar önce benimle yaptığı röportajda Dernek Başkanı Hasan Y. Işık‘ın bu örneklemesinden esinlenen son Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün yıllar sonra hasbelkader ülke hazinelerinin tılsımlı anahtarını eline geçirmişken bu keskin zekası sayesinde herhalde bizim Ali Baba’nın Kırk Haramilerine özenmiş olacak ki devlet hazinelerinin yerinde yeller esiyor!!!
BU İŞTEN PALAVRAYLA KURTULAMAZSIN------
-FUAT VEZİROĞLU YENİ VOLKAN 10.07.2009
Londradan sadece £100 stglik bir şirketin sahibi olan bir dolandırıcı geldi, Soyerin sabık müsteşarı Öntaç Düzgünün marifetiyle devleti ve Koop-Sütü dolandırdı. Bu sahtekâr için bir TIR dolusu hellim yola çıkarıldığı gibi cebine de Koop-Süt tarafından £36,000 stg kondu. Ayrıca devlet bütçesinden de 24,500 euro tutarında ödeme yapıldı. Bir TIR dolusu hellim, üstüne £36,000 stg ve onun üstüne de 24,500 euro. Soyerin sabık müsteşarı eliyle bu kazığı d*--ibine kadar yemiş bulunuyoruz
Memleket günlerden beri bu rezillikle çalkalanmakta. Ve Soyerin sabık müsteşarı hiç utanmadan, hiç yüzü kızarmadan şunları söyleyebilmekte: "Şahsımı hedef alan sistemli bir linç hareketi var. Sadece yetkili organların bilgisi dahilinde kalması gereken ve tamamen teknik bir konu olan hellim ihracatı meselesi bir ihbar meselesine dönüştürülmüştür. Bu, olumsuz sonuçlar doğuracak ve toplumumuz bedel ödeyecektir. İşin ayrıntılarını uluorta tartışacak değilim". *** Ortada bir sahtekârlık var. Devlet ve bir devlet kurumu dolandırılmıştır. Bir TIR dolusu hellim ihracat maskesi altında Avrupayı dolaştıktan sonra Gazimağusaya geri geliyor. Elin sahtekârı devletin ve devlet kurumunun paralarını alıp ortadan kayboluyor. Bunun baş sorumlusu Soyerin sabık müsteşarıdır. Başbakanlık adına Koop-Süte yazı göndererek bu sahtekârlığın ika edilmesini sağlamıştır. Oysa en küçük bir araştırma yapsaydı bu adamın sadece £100 stg sermayeli bir şirketin sahibi yani bir sahtekâr olduğunu öğrenecekti. Sabık müsteşar bunun hesabını vereceğine abuk-subuk lâflarla bu rezillikten sıyrılmağa çalışmaktadır. Konunun yetkililerin bilgisi dahilinde kalması gereken teknik bir sorun olduğunu söyleyecek kadar küstahlık da sergilemektedir. Soygun ve vurgunu bir "askeri sır" haline dönüştürerek unutturmağa yeltenmektedir. Sahtekârlık, soygun ve vurgun ne zamandan beri "devlet sırrı" ve de "teknik konu" olmuştur? Eğer sahtekârlık bir "teknik konu" ise, kimlerin bu konuda "tekniker" olduğunun ve olağanüstü teknik bilgilere sahip olduğunun elbette araştırılması ve sorumluların yargılanması gerekir. *** Sen ya görevini ihmal ederek, ya kötüye kullanarak, ya bilerek ve isteyerek, ya da bizim bilmediğimiz nedenlerle bir sahtekâra siper olacaksın, bir TIR dolusu hellimi yollara düşürecek, elin sahtekârına okkaynan para da ödenmesine sebep olacaksın ve sonra da hiç utanmadan ve yüzün kızarmadan "bunlar yetkililerin bilgisinde kalması gereken teknik konulardır, ben uluorta konuşmam" diyebileceksin. Bana bak sabık müsteşar, bu, zaten senin kırdığın ne ilk cevizdir ne de son ceviz. Kırdığın ceviz sayısı bini geçmiştir. Bu işten palavrayla kurtulamazsın. Bu teknik bir iş değil, bir sahtekârlık ve dolandırıcılıktır. Bunlar ise devlet sırrı değildir. Halkın bilmesi, senin gibilerin de hesap vermesi gereken bir meseledir. Uluorta konuşmanı bekleyen de yoktur. Hakkında suçlamalar var. Adam gibi çık ve uluorta değil, doğrular neyse onu söyle. Yalansa yalandır de, doğruysa "ben uluorta konuşmam" numaralarıyla sıyrılmağa yeltenme. Kimseyi enayi yerine de koymağa yeltenme, çünkü tekrar ediyorum ki, ortada ne yetkililerin bilgisinde kalması gereken teknik bir konu, ne bir devlet sırrı vardır. Apaçık bir dolandırıcılık söz konusudur. Devlet ve devlet kurumu senin yüzünden zarara uğratılmıştır. Bu rezillik, bu dolandırıcılık ve bu sahtekârlık senin yazdığın bir yazıdan kaynaklanmıştır. Verdiğin zararı telâfi etmekle mükellefsin. Suç unsuru varsa, mahkemede de yargılanmalısın. "Ben uluorta konuşmam" palavrasını kimseye yutturamazsın. Ben bir hırsızlık yapsam, sorulunca "ben uluorta konuşmam" diyebilir miyim? Senin durumun da böyledir. Lâf cambazlığıyla paçayı kurtaramazsın. Konuşman ve hesap vermen kaçınılmazdır. Konuşması gerekenlerden biri de seni müsteşar yapan ve de onun adına Koop-Süte yazı gönderdiğin Soyerdir, çünkü senin bütün eylemlerinden Soyer de sorumludur.
VATAN GAZETESİ 9.07.2009
ULUORTA KONUŞMAZMIŞ
Londra´dan sadece £100 stg´lik bir şirketin sahibi olan bir dolandırıcı geldi, Soyer´in sabık müsteşarı Öntaç Düzgün´ün marifetiyle devleti ve Koop-Süt´ü dolandırdı. Bu sahtekâr için bir TIR dolusu hellim yola çıkarıldığı gibi cebine de Koop-Süt tarafından £36,000 stg kondu. Ayrıca devlet bütçesinden de 24,500 euro tutarında ödeme yapıldı. Bir TIR dolusu hellim, üstüne £36,000 stg ve onun üstüne de 24,500 euro. Soyer´in sabık müsteşarı eliyle bu kazığı dibine kadar yemiş bulunuyoruz.
***
Memleket günlerden beri bu rezillikle çalkalanmakta. Ve Soyer´in sabık müsteşarı hiç utanmadan, hiç yüzü kızarmadan şunları söyleyebilmekte:
"Şahsımı hedef alan sistemli bir linç hareketi var. Sadece yetkili organların bilgisi dahilinde kalması gereken ve tamamen teknik bir konu olan hellim ihracatı meselesi bir ihbar meselesine dönüştürülmüştür. Bu, olumsuz sonuçlar doğuracak ve toplumumuz bedel ödeyecektir. İşin ayrıntılarını uluorta tartışacak değilim".
***
Ortada bir sahtekârlık var. Devlet ve bir devlet kurumu dolandırılmıştır. Bir TIR dolusu hellim ihracat maskesi altında Avrupa´yı dolaştıktan sonra Mağusa´ya geri geliyor. Elin sahtekârı devletin ve devlet kurumunun paralarını alıp ortadan kayboluyor. Bunun baş sorumlusu Soyer´in sabık müsteşarıdır. Başbakanlık adına Koop-Süt´e yazı göndererek bu sahtekârlığın ika edilmesini sağlamıştır. Oysa en küçük bir araştırma yapsaydı bu adamın sadece £100 stg sermayeli bir şirketin sahibi yani bir sahtekâr olduğunu öğrenecekti.
Sabık müsteşar bunun hesabını vereceğine abuk-subuk lâflarla bu rezillikten sıyrılmağa çalışmaktadır. Konunun yetkililerin bilgisi dahilinde kalması gereken teknik bir sorun olduğunu söyleyecek kadar küstahlık da sergilemektedir. Soygun ve vurgunu bir "askeri sır" haline dönüştürerek unutturmağa yeltenmektedir. Sahtekârlık, soygun ve vurgun ne zamandan beri "devlet sırrı" ve de "teknik konu" olmuştur? Eğer sahtekârlık bir "teknik konu" ise, kimlerin bu konuda "tekniker" olduğunun ve olağanüstü teknik bilgilere sahip olduğunun elbette araştırılması ve sorumluların yargılanması gerekir.
KIBRIS GAZETESİ 03.09.2009
Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün’ün, Koop. Süt Ltd.’e gönderdiği ‘BBK.0.00-01/32-09/1846 sayılı ve 25.01.2009 tarihli mektup aynen şöyle: KONU: Hellim ihracatı. KKTC’de süt fazlalığı nedeniyle mevcut hellim dış pazarını genişletmek ve süt imalatçılarının önünü açmak maksadıyla Başbakanlığımız bünyesinde Pazar arayışı çalışmaları bulunmaktadır. Ekte 22 Aralık 2008 tarihli Z. Ali Kaya adlı bir işadamının Birleşik Krallık Hellim İthalat Raporu bulunmaktadır. İlgi raporda görülüyor ki ülkemizde hayvancılık ve tarım sektörü olumlu olarak derinden etkilenecek, süt ve süt mamullerinin başta Hellim olmak üzere pazarlanmasında büyük bir katkı sağlanacaktır. İlgi raporun işletmemiz tarafından incelenerek, KKTC’ye gelecek olan şahıslarla görüşülmesi ve ülke menfaatleri için hellim ihracatına ilişkin işletmeniz ve ilgili firma ile anlaşma sağlanması halinde tarafınızdan ihracat için ödenecek tüm vergi, resim ve harçlar ile malın ilk sevkiyat bedeli devlet teminatı altında olacaktır. Bilgi edinilmesini ve gereğini saygılarımla rica ederim. Öntaç Düzgün (Müsteşar)
Ve Zülfikar Ali Kaya geliyor…
Öntaç Düzgün’ün mektubundan 6 gün sonra, KKTC vatandaşı olmadığı bildirilen, Londra’da kayıtlı ve 100 Sterlin sermayeli The London Trading Coorperation şirketinin direktörü Zülfikar Ali Kaya, I Şubat 2009 günü KKTC’ye geliyor. Zülfikar Kaya, KKTC’de sadece 3 gün kalıyor ve 4 Şubat’ta ayrılıyor. Koop. Süt 15 Mart günü bir TIR dolusu (22 bin 500 kilo) hellimi, tek kuruş almadan yola çıkarıyor. Üstelik, hellimi ihraç ederek, hayvancılığımızı kalkındıracağı söylenen Zülfikar Ali Kaya’ya, ve/veya şirketine, gümrük, vergi gibi sorunları çözebilmesi için Koop tarafından 36 bin Sterlin ödeniyor. Kooperatif Merkez Bankası bu parayı, Londra’da gösterilen bir hesaba aktarıyor.
TIR Türkiye’de dolaşıyor…
Piyasa değeri 65 bin Sterlin (Yaklaşık 165 milyar) olan bir TIR dolusu hellim, İstanbul’da Kapıkule sınır kapısını geçemiyor ve Türkiye içinde dolaşıyor. Bakanlar Kurulu, TIR’ın yola çıkmasından 15 gün sonra, 30 Mart 2009’da, genel seçimlerden 19 gün önce, Maliye Bakanlığı’nın önerisi ile bir karar üretiyor. S (K-II) 883-2009 No’lu ‘Süt ve Sıvı Yağ Ürünleri Üretim ve Pazarlama Kooperatifi (Koop-Süt)’nin Romanya’ya Yapmış Olduğu Süt İhracatı’ başlıklı kararda aynen şunlar yazıyor: “Bakanlar Kurulu, Süt ve Sıvı Yağ Ürünleri Üretim ve Pazarlama Kooperatifi (Koop Süt)’nin Romanya’ya gerçekleştirdiği süt ürünleri ihracatı ile ilgili olarak ortaya çıkan ürün vergisi ve gümrük vergisi toplamı 24,500.- Euro’nun, açılacak bir avans hesabından karşılanması hususunda Maliye Bakanlığı’nın yetkili kılınmasını onayladı.”
Hayali ihracatın kopuşu…
Koop’tan 36 bin Sterlin, Maliye’nin kasasından 24 bin Euro çıkıyor, fakat kooperatifin hellimleri ne Romanya’ya, ne de İngiltere’ye ulaşıyor. Türkiye’de TIR içerisinde tam 3.5 ay süreyle bekletilen hellimler 29 Haziran 2009 günü Gazimağusa limanına geri dönüyor ve Koop Süt’ün kent içindeki soğuk hava deposuna gönderilerek gümrük ekiplerince mühürleniyor. Depoya yerleştirilen yaklaşık 165 milyar değerindeki hellimlerin bozulup, bozulmadığı, tüketilip, tüketilemeyeceği ise bilinmiyor…
Yanıt bekleyen sorular
KIBRIS’ın görüşüne başvurduğu, Koop Süt’le ilgili bir kaynak, Romanya’ya ihraç edildiği iddia edilen hellimlerle ilgili olarak “TIR Kapıkule’yi geçemedi” derken, Bakanlar Kurulu’nun Koop-Süt’ün hellim ihracını gerekçe göstererek ürettiği 24 bin 500 Euro’luk karar konusunda ise “Koop Süt’ün, Maliye’den böyle bir talebi olmamıştır” ifadesinde bulundu. Böylece ortaya çıkan ‘hayali hellim ihracı’ ve üretilen kararlarla ilgili olarak, eski hükümet yetkililerinin ve CTP-ÖRP dönemindeki Bakanlar Kurulu üyelerinin açıklama yapmaları ve hayali hellim ihracatını nasıl becerdiklerini kamuoyuna anlatmaları gerekiyor. KIBRIS, elde ettiği tüm belgeleri yayınlamak suretiyle, yeni hükümeti, ilgili tüm kesimleri ve yüce Meclisi bu konuda araştırma yapmaya davet ediyor.
|